Geçmiş yaz tatilime 2 kitapla çıktım, yoğunluktan ancak sizlerle paylaşma fırsatı bulabiliyorum:((... İlkinden başlıyorum; "Küçük Aptalın Büyük Dünyası" . Pucca'yı eminim çoğunuz biliyorsunuzdur; Blog aleminin gurusu, en çok merak edilen, en çok izleyeni olan blogger...Bende daha henüz kendi bloğum yokken arkadaşlardan duyarak ilk okuduğum bloglardan biriydi Pucca...Tatile işyerinden stresli bir halde çıkmışken, Pucca'nın beni çok eğlendireceğini ve tatil havasına hemen sokacağını umarak ilk bu kitaba başladım...Çokta iyi etmişim, çünkü kitap çooook komikti...:))))3 günde bitti zatan:)))Öyleki plajda bu kitap yüzünden sesli bir halde çok kahkaha attım ve çevreye epey bir rezil oldum:)) inanın okurken çoğu yerde kendinizi tutamıyorsunuz o derece komik!!!! Yani kısaca bu kitap eğlencelik:))) Yalnız baştan hatırlatayım kitapta bolca argo ve küfürler var, sonlara doğru iyice Pucca'nın diline alışıyorsunuz,bence eleştiren almasın..! Ben seviyorum Pucca'nın açık sözlülüğünü...Birde kitapta özellikle ilişki durumlarında çok güzel tespitler var, Pucca'nın yaşadıkları şeyler tam bizlere ders olacak türden, neyse daha fazla uzatmayayım, okuyunca hak vereceksiniz....
Pucca'yı bitirdikten sonra Ahmet Ümit-İstanbul Hatırası kitabını okudum...Kitabın arka kapağı şöyle;
Byzantion’dan İstanbul’a uzanan, heyecan yüklü bir serüven… Sarayburnu’nda, Atatürk heykelinin ayaklarının dibinde bir ceset. Avuçlarında antik bir para… Ama ne bu ceset son kurban, ne de bu antik para son sikke… Yedi kurban, yedi hükümdar, yedi sikke, yedi kadim mekân. Ve tek bir gerçek: Bu şehrin gizemli tarihi.
Polisiye kitapları severmisiniz bilmem ama ben bayıldım bu kitaba...Konusu kısaca şöyle; Roman İstanbul'da bir cinayet ile başlıyor ve seri cinayetler devam ediyor, katil öldürdüğü kurbanın eline bir sikke bırakıyor, kurbanıda İstanbul'un tarihinde bu sikkeyi bastıran hükümdarın yaptırdığı herhangi bir yere bırakıyor ve ellerini bir sonraki kurbanın bırakılacağı yeri gösterecek şekilde bir ok gibi uzatıyor....Hayalgücü nasıl???:)))Romanda İstanbul'un ilk kurulduğu zamandan Fatih Sultan Mehmet'in feth etmesine kadar geçen 1500 yıl cinayetlerin içinde çok akıcı bir şekilde anlatılıyor....
Kitapta İstanbul'ı sokak sokak, mekan mekan işleniyor.Kitaptaki her cinayet İstanbul tarihine göndermeler yaparak anlatılıyor; İmparatorlar, krallar, kraliçeler, padişahlar....kitapta çok güzel yerleştirilmiş...Birde benim gibi hayalperest balıklar özellikle kitaptaki İstanbul efsanelerine bayılacaklar eminim...:)
Kitapta en çok sevdiğim şey, yazarın sadece İstanbul'un tarihi yada mimari yapılarından bahsetmekten ziyade aynı zamanda insan çeşitliliklerinide çok güzel kaleme almış olması.Örneğin kitapta tarih, sanat eğitimi almış aristokrat bir müze müdüründen tutunda tinerci sokak çocuklarına, evsiz insanlara kadar çeşit çeşit İstanbul insanı yer almış...Karakterler o kadar sahiciki, Komiser Nevzat bizden biri, elemanları Ali ve Zeynep yine çevremizde görmeye alışkın olduğumuz tipler...
Kitap ara ara uzun betimlemeler, uzun hikayelerle süslenmiş, kimine özellikle tarih kısımları sıkıcı gelebilir. İstanbul'un tüm gizemini öğrenmek istediğimden olsa gerek ben pek sıkılmadım. Özellikle komiser Nevzat'ın Ayasofya'da ölen eşi ve çocuklarını hayal etmesi, kuşlarla betimleme yapması bana gerçek bir "Roman" okuduğumu hissettirdi.
Bazı milliyetçilerimizin kitapta özellikle "İstanbul aslında Ermeni'lerin Rum'larınmış ve biz sonradan gelmişiz herşeyi değiştirmişiz" imajının çok vurgulandığına tepki gösterdiklerini biliyorum. Fakat tarihimiz böyleyse bir yazar niye suçlanırki?? Tam tersi bence bu kitabı yazabilmek kesinlikle çok büyük araştırmaların yapılmış olması demektir, bence doğma büyüme İstanbul'luların bile bilmediği bir çok şey vardır bu kitapta orası kesin...Zaten İstanbul'u İstanbul yapan şey, tarihi dokusu değil mi? Sadece Osmanlı eserleriyle tanısaydınız İstanbul'u şuanki anlamı olacakmıydı ???Eksik kalacaktı, çünkü İstanbul tarih boyunca içinde birçok medeniyetleri barındırarak ,o medeniyetlerle zenginleşerek bu haline gelmiş....Büyümüş, taşmış, her yerinde bir ruh var, her yerinde bir hikaye.....Aslında kitap bence şunu vurguluyor; Sen yaşadığın bu şehirde neyin değerini biliyorsun? Tarihi geçmişini biliyormusun? Hikayesini, anlamını biliyor musun?Barındırdığı eserlere, değerlere,buSaygı duyarak yaşıyor musun????İşte o bilinmeyen gerçekleri öğrenince şapka çıkartıyorsunuz önce İstanbul'a, sonra yazara...
Bu kitap başka dillere çevrildi mi?? Bilmiyorum ama bunu şiddetle istiyorum!!!!!!! Nasıl biz zamanında Dan Brown kitabı okuyup Roma'yı, Paris'i merak ettiysek ve gitmeyi daha çok arzuladıysak eminim yabancı biri bu kitabı okusa İstanbul'a gelmeyi çoooook isteyecektir...!Gerçekten bunu benden önce düşünen birilerinin olduğunu bilmek istiyorum....!
Sizlere beni çok etkileyen bir kitaptan bahsedeceğim bugün. Tibet'in Gençlik Pınarı. Bu kitabı bir arkadaştan duyup aldım ve şuan kendimi o arkadaşa çok şey borçluymuş gibi hissediyorum. Ofiste sürekli aynı pozisyonlarda beliniz kambur vaziyettemi oturuyorsunuz? Bel ağrılarınız gitgide artmayamı başladı?Kendinizi sürekli yorgun hissetmeyemi başladınız? Evinizde tv izlerken dik bir şekilde oturamayıp yarı yatar vaziyettemi oturuyorsunuz? vs vs vs
Bende bu saydıklarımın hepsi mevcuttu, zaten spor yapmayı seven birisi değilim, tembel bir balık olarak hiç sağlığımın kıymetini bilemedim bu yaşıma kadar. Ama artık ağrılarım bana sinyaller yollamaya başlayınca yıllar evvel doktora gittim, belim öyle çok ağrıyorduki kendi kendime dedimki "amanınnnn Lame geldik yolun sonuna fıtık çıkacak sende bel fıtığııııııı!!!!!":) Ve doktor bana yaşımı sorup"daha çok gençsin ama hareketsizlikten kas erimesi başlamış, bel kasların güçsüzleştiği için ağrı çekiyorsun neden spor yapmıyorsun?" dediğinde verecek cevap bulamamıştım. Herneyse uzatmayayım çok vahim durumda dr a gittiğim için beni 1 aylık fizik tedaviye aldılar!!!! Orada yaşlılarla beraber fizik tedaviye gidince aklım başıma geldi. Kendime kızdım, bu yaşta kendimi nasıl bu hale getirdiğime çok kızdımmmmm!!!!
Daha sonra bu kitap karşıma çıktı, kitabın konusu kısaca şöyle; 2 arkadaş var biri baya yaşlı ve Hindistan'a gidip Gençlik Pınarı'nı bulmak istiyor (çok klasik geldi değilmi?:)), diğeri onun çok yaşlı olmasından dolayı gitmemesini istiyor, ya gidipte dönemezse diye endişeleniyor. Biri albay'dı sanırım. Neyse yaşlı amcamız Hindistan'a gidiyor 1 yıl orda ayinlere katılıyor. Gittiği bölgede dünyayla ilişkileri olmayan azınlık bir grup olan Lama'lar yaşamakta ve her gün belli başlı ayin hareketleri yapmaktalar. Bizim amca normalde belini doğrultmayı beceremezken gitgide iyileşip sağlık kazanıyor ve Amerika'ya döndüğünde arkadaşı onu tanıyamıyor, karşısında 10 yaş genç duran birini görüyor!! Kitabın ilk sayfalarını hep şüpheyle okudum, bu sayfalarda "bu hareketleri yaptım beyaz saçlarım siyaha döndü", yok efendim "şu hastalığım kayboldu" gibisinden hareketleri yapan insanların yorumları var. Ama okudukça inanmaya başladım.Kitapta her insanda 7 çakra bulunduğu ve bu çakraların bebek ve çocuklarda çok hızlı ve eşit hızla dönerken stresli insanlarda yada yaşlılarda zamanla çakraların birbiri arasında uyumsuzluk başgösterdiğini ve bir çakra hızlı dönerken bir çakranın yavaş dönebildiğini açıklamış.Ve çakraları dengesiz olan insanların bağışıklığı düşüp her tip hastalığa yakalanabileceğini anlatmış. Kitapta 5 ayin var fakat onların dinsel yaptığı ayin diye adlandırdıkları aslında yoga'nın özeti ve en güzel/etkili 5 hareketi. Bu hareketler bu bahsettiğim çakraların aynı hızda ve uyumlu bir şekilde dönmesine yardımcı oluyorlarmış.Yapması hiçte zor değil, sadece istikrar isteyen birşey. Ben ilk hareketleri yapmaya başladığımda kendime inanamadım, 1.gün yaptım ve gece yatağa yatamadım, nasıl bir enerji geldiyse içimde zıp zıp zıplama isteği falan oldu:)))Nasıl bir mutluluk geldi anlatamam, en komiği yatakta bir sağa bir sola dönmem, enerji fışkırmasından uyuyamamamdı:))))Gün geçtikçe duruşum dikleşti, stresli ruh halimde düzelmeler oldu, en önemlisi bel ağrım tamamen kayboldu!!! Bu hareketleri düzenli yapanlarda ayrıca (güzelliğine düşkün kızlarrrr bu kısım eminim sizi çokkkk ilgilendirecek!!) cildin sıkılaşması, gençlik kazanma, saçların gürleşmesi gibi durumlar oluyormuş...Ben dediğim gibi düzenli yapmadım böyle bir etkiyi henüz görmedim ama kendi azıcık yaptığım hareketlerle bile gördüğüm etkilerden yola çıkarak böyle sonuçlar ortaya çıkaracağına inanıyorum.
Hareketler topu topu 5 hareket ve günde 3 kereden başlayıp günden güne arttıra arttıra 21'e kadar geliyorsunuz.Sonra hergün 21 kez yapıyorsunuz hareketleri, ben düzenli yapamadığım için hala 10'dayım. Maalesef hergün düzenli yapamıyorum:((( Bunu düzenli yapıpta çok faydasını görenler var. Bu ara gaza geldim hergün yapıyorum, aynı zamanda yaptıkça zayıflıyorsunuz, inceliyorsunuz,sıkılaşıyorsunuz ve deniz mevsimi gelmişken fena gaza geldim bu aralar!!
Yine uzattım istemeden, işte huyum kurusun illa ayrıntısıyla anlatacağım, beni etkileyen, beni sağlıklı yapan, elimde bir mücevhermiş gibi tuttuğum hiçkimselere veremediğim (normalde kitap paylaşımını çok severim) başucu kitabımı sizlerle paylaşmak istedim. Eğer yazdıklarımı okuyup, etkilenip birileri alır ve faydasını görürse gerçekten çok mutlu olacağım.Ailemdeki tüm üyelere, sevdiğim tüm arkadaşlarıma tavsiye ettiğim bu kitabı birde sizlerle paylaşmak istedim:)) Herbirşeyi anlattım ama 6. komik hareketi anlatmadım artık onuda kitabı okuyunca görün, sürpriz olsun size:)), zaten 6. hareketi yapmak şart değil, yapana helal olsun bu arada:)))))
Bence kitabı satın almanız daha iyi ama indirmek isteyenler için link .
Ayrıca bu Tibet'in Gençlik Pınarı zamanında çok ses getirmiş, uzak doğunun sağlık hayatımıza getirdiği birçok akım gibi Tibet hareketleride akım haline dönmüş ve bu yolda inanıp yapan büyük bir topluluk meydana gelmiş.(Türkiye'dede forumlarda falan yapanların yorumlarını okuyabilirsiniz) Youtube'ta Tibet'in meşhur 5 hareketiyle ilgili çok video var ama ben sizin için hareketleri en yalın basit şekilde yapan alttaki hanım teyzeyi seçtim. Videoyu aşağıdan izleyebilirsiniz;
Sizlere henüz bitirdiğim bir kitaptan bahsetmek istiyorum; Ünlü Simyacı'nın yazarı Paulo Coelho'dan Brida...Bu kitap çıkalı bayaa oldu hatta şuan bu yazarın Elif kitabı herkesin dilinde ama ne yazıkki yoğun hayatımdan dolayı biraz geç takip edebiliyorum:((
Brida arka kapakta kısaca kitap şöyle özetlenmiş;
Ruh eşimi nasıl tanıyacağım? Wicca, brida’ya “riske girerek” dedi. “başarısızlık, hayal kırıklığı risklerini göze alacaksın ama aşk arayışından hiç vazgeçmeyeceksin. arayışına devam ettiğin sürece sonunda zafere ulaşacaksın.” brida güzel bir irlandalı kızın ve onun bilgiye erişme çabasının öyküsü. brida, ona korkularının üstesinden gelmeyi öğreten bilge bir erkekle ve dünyanın gizli müziğine ayak uydurarak dans etmeyi öğreten bir kadınla karşılaşır. o iki kişi brida’da tanrı vergisi bir yetenek olduğunu görür; ama yeteneğini kendisinin bulabilmesi için genç kızı kendi içine doğru bir keşif yolculuğuna yönlendirirler. brida kendi yazgısını ararken, kişisel ilişkileri ile kendini dönüştürme isteği arasında bir denge kurmaya çalışır. usta romancıdan çarpıcı bir aşk, tutku, gizem ve esriklik öyküsü.
Kitap Brida adında bir kızın içsel yolculuğunu anlatmış, Brida büyü ve sihir öğrenerek hayatın derin ve gizli anlamlarını keşfetmeye çalışırken reenkarnasyonlarında aslında bir cadı olduğunu öğreniyor ve hikaye Brida'nın cadı olma yolunda yaşadıklarını anlatıyor...Ayrıca Brida'nın ruh eşini bulma olayını felsefik olarak anlatmış....Cadılar, büyü, sihir, içsel yolculuk, hayatın anlamını çözme, mistisizm, aşk, tutku.... Tam benlik konular:))))) Zaten kapak yazısını görünce hemen kapıverdim kitabı, zaten Simyacı'yı çooooook eskiden çok keyifle okumuştum, bu kitap aynı tadı vermesede iyi bir kitap bence....Özellikle ruh eşini bulma yolunda söylenenler - ipuçları, gözde ışık görme, sağ omuzda ışık görme olayları ve kızın ruh eşini farkettiği an be an öyle güzel anlatılmışki...Ayrıca ruh eşi konusu haricinde doğaya sevgi, kuşlara böceğe otların sesine sevgi, Tanrıya saygı gibi etkileyici öğeler içeriyor.
Yazarın hayal gücü hem gerçekten uzak hemde insana mantıklı gelen tuhaflıkta.Mesela reenkarnasyonla ruhlarımızın 2'ye bölündüğü ve başka hayatlarda bu bölünen ruharın ruh eşi olarak birbirine aşık olması gibi:)) Zaten oldum olası cadıların hayatını merak etmişimdir, Brida'nın güçleri, gerçekle gerçek dışı arasında köprü kurması ve hayatı algılama şekli çok hoş bir dille anlatılmış. Felsefeyle ilgileniyorsanız ve bu konular sizinde ilginizi çekiyorsa tavsiye ederim..Sevgiyle kalın...