Hayatın İçinden etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hayatın İçinden etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ocak 2013 Pazartesi

Teoman Evlenmiş!!!!!!!!


Uzun süredir düğün yazısı yazmamıştım, bugün şok bir halde haberlerden Teoman'ın evlendiğini duyunca zaman bu zamandır dedim! Duyunca cidden ŞOK oldum!!!
Teoman'ı severim, yani hiçbir zaman öyle uçlarda bir hayranlık  hissetmedim ama şarkılarını seviyorum...
Teoman ve Evlilik, ikisi birbirine hiç bağdaşmayan iki ayrı uç kutup sanki!!!


Ne hikmetse tüm asi cool bildiğimiz rock çılarımız teker teker evleniyorlar:) Duman solisti Kaan Tangöze biliyorsunuz Seçkin Piriler ile evli ve çocuğu var:)
Athena solisti Gökhan'ıda evlenmiş diye duydum, ama en şaşırtıcı en abesi Teoman'ın evlenmesi...

Gözümüzde sürekli tek gecelik ilişkiler yaşıyor imajı veren, yada kısa süreli ilişkiler yaşayan ,dikiş tutturamayan hatta şarkılarında bu ifadeyi sıkça kullanan, sürekli depresifliğinden gem vuran Teoman demek aşık oldu!!!

Teoman'ın karakterini düşündüğüm zaman bana anımsattıkları; çok bilen, çok okuyan, çok düşünen, düşündükçe derinlere inen, derinlere indikçe depresifleşen, hayatın gerçeklerini kaldıramayan, küçük şeylerle mutlu olma yetisini kaybetmiş, çok gülmeyen, çok ağlayamayan, aşık bile olamayan biriymiş gibi geliyor...
Ve bu habere ne kadar sevindim bilemezsiniz, içime inanılmaz bir umut ışığı doğdu, depresif, mutsuz, orta yaş bunalımını kaldıramamış görüntüsü veren ,hatta "ilerde Bon Jovi gibi olmak istemiyorum" diye demeçler verip bunalıma girip müziği bıraktığını söyleyen Teoman aşık oluyor, bir kadın ona yeniden şarkılar söyletiyor, yeniden müziğe geri dönüyor ve o kadınla hayatını sonsuza dek birleştirmek istiyor...




Evlendiği Ayşe Kaya kimdir? ;

Notre Dame de Sion Lisesi’nde okuyan Ayşe Kaya, Teoman gibi Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji bölümü mezunu. New York’taki School of Visual Arts ve International Center of Photography’de Hikâye konusunda eğitim alan Kaya, Türkiye’ye dönüşünün ardından düğün ve doğum fotoğrafçılığı yapmaya başladı. 2007'de Vakko Art Works işbirliği ile "Aşk Tanıklık İster" adlı ilk sergisini açtı.


Duyduğuma göre 12 yıldır birbirlerini tanıyorlarmış ve kız 32 yaşındaymış yani Teoman'dan hayli ufak..Gözleri ışıldıyor resmen, hayat enerjisi her halinden belli oluyor, eminim bu kız Teoman'a çok şey katacak umarım bu kızın verdiği pozitif enerji baskın olur ve mutlu olurlar...Teoman'ın depresif yönü ve karamsar bakış açısı bu kızı gerilere götürürse çok yazık olur bu kıza...

Ve AŞK!!!! Aşk hep var ve var olacak, Teoman bile nikah masasına gidiyorsa hala umudumuz var değil mi arkadaşlar? :) Hayattaki en güzel duygu...En yüce duygu....Herkes bu duyguyu hayatının bir dönemi bir kezde olsa yaşamalı!...

Son olarak kızın gelinliğine yorum yapmazsam olmaz dimi? Çok sade bir model seçmiş, eminim hiçbir genç kızımızın hayalinde böyle bir gelinlik giymek yoktur, açıkçası ben beğenmedim...Açıkçası hayatında sadece bir kez giyeceğin gelinliği (hadi olmadı maximum 2-3 kez:)) bugün bir blogger arkadaşın yazısında görüp bayıldığım şurdaki şatafatlı ama zarif gelinliklerden seçmeyip böyle sade gelinliği seçmek epey bir aşmış olmayı gerektiriyor:)

Duvağıda yok, son zamanlarda duvaksız gelin sayısı arttı, bana bu hareket bir başkaldırış gibi geliyor, ama ben genede duvaksız gelinleri eksik görüyorum, illede o duvak olacak yani:)
Gelinlik sade olarak bir nebze kabul edilebilir ama saçı hiç beğenmedim, evden çıkarken üstten tokayla tutturulmuş gibi, açıkçası ben dışarı çıkarken bile bu model saçla çıkmam, makyaj zaten çok az, ama tüm bunlara rağmen kızın duru bir güzelliği var, genede hoş gözükmüş...

Neyse onlara ömür boyu mutluluk diliyorum....(Teo bir gün bu yazıyı okursan lütfen alınma sözlerime tamam mı? :))

LAME










18 Ekim 2012 Perşembe

Bloğumuz Yeniden Başlıyor!!!! Hemde DORE ile birlikte güçlenerek !!!!!


Herkese uzuuuuuuuunca bir aradan sonra tekrar merhaba!!!!!!!!!!!!
Hepinizi çoooooooooooook özledimmm!
Öncelikle sessiz sedasız bunca zaman bloğa ara verdiğim için affınızı diliyorum, yaz tatili arası verecektim ama hayatımda birtakım beklenmedik gelişmeler sonucu başka şeylere yoğunluk vermek zorunda kaldığımdan ancak Ekim ayında açılışı yapıyorum!

Yapıyorum, ediyorum diyorum ama artık "Ben" yerine "Biz" dili kullanacağım çünkü sizlere büyük bir sürprizim var, Çünkü artık blog sadece bana ait değil, en yakın arkadaşım , CAN DOSTUM DORE ile beraber yazmaya karar verdik...

Artık blog sadece bana ait değil, canım Dore'ciğimde bloğun sahibi... O kadar mutluyumki sizlere anlatamam çünkü Dore'nin özgün fikirlerine ,yorumlarına, bakış açısına herkesten çok önce benim ihtiyacım var....Dore'cim çok yönlü birisi olduğundan çok farklı konulara hazırlıklı olun...Dore ile bloğumuz çok daha güçlenecek eminim :)

Daha fazla yorum yapmak istemiyorum, Dore yakında ilk postuyla sizlerle beraber olacak:)
Çok öpüyorummmmm,

Mutlu cumalarrrrrr! (mutsuz cuma mı olur sanki? :)

LAME











21 Mayıs 2012 Pazartesi

Darmstadt Eğitimi-Frankfurt ve Canım Blogger Arkadaşım Viva..!


Onca şey yazdım sizlere, alıp başımı gidiyorum diye ama sonra bir kayboldum pir kayboldum:)))) Almanya daki güzel eğitim sonrası işlerime öyle yüksek bir tempoyla giriş yaptım ki bloğuma hiç ama hiç bakamadım...Bugün bile mesai yaptım düşünün siz gerisini:(((

Ama Lame verdiği sözü yerine getirmeden yapabilir mi hiççç??? Eğitim sonrası resim sözüm vardı evet kızlar bol resimli maceralı postumu sizler için yazıyorum....!

İşte hayalimi gerçekleştirme anımınm fotosu....Yabancı bir ülkede yapayalnız bir şekilde trenle uzaklara gitmek!!!Aldım elime haritamı ver elini Frankfurt dedim....

Aslında canım arkadaşım VİVA ile önceden mesajlaşmıştık, buluşmayı ikimizde çok istiyorduk fakat onun işleri aşırı yoğun olduğu için ne yalan söyleyeyim çok umudum yoktu, sonra havaalanına iniş yapar yapmaz Viva cımın mesajı geldi, meğer sırf benle buluşmak için yarım gün izin almış yöneticisinden 12. de çıkmış işten!!!! Nasıl sevindim sizlere anlatamam, hemen telefonlaştık ve Frankfurt tren istasyonunda buluşmaya karar verdik....Ama şöyle bir sorunumuz vardı!!!İkimizde bloğumuzda gerçek kimliklerimizi açıklamamıştık, yüzlerimizi göstermemiştik, gerçi ben onun make up tutorial larından kafamda puzzle ı birleştirmeye çalışıyordum ama yinede buluşmamız ,birbirimizi tanımamız zor olabilirdi...Neyseki Sturbucks önünde hemen tanıdık birbirimizi..!.İnanırmısınız blogger arkadaşı farklı oluyormuş, Sanki Viva yı uzzzuuuun yıllardır tanıyor gibiydim, buluşmamız bir harika oldu, uzun yıllar birbirini tanıyan eski dostlar gibi kucaklaştık...!

Vivam meğer ne kadar güzel bir kızmışşşşşş!!!!Görünce inanamadım, blogdaki yarım yamalak resimlerinden çok daha güzel, tenide aşırı beyazmış, tam bir kumral güzeli Türk kızı...Ben onu "Yer gök aşk" taki Havva mıydı neydi ana karakter var ya ,pek izlemiyorum ama başrolde gözü çok güzel bir kız var işte ona çok benzettim....Viva sağolsun bana gönüllü rehberlik yaptı, o kadar çok bilgi verdi ki, Almanya tarihine kadar anlattı, Frankfurt un adının Kral Frank'tan geldiğini onun sayesinde öğrenmiş oldum!!

Birde nasıl cana yakın anlatamam sizlere, kendine has Türkçe aksanı onu nasılda şirin yapıyor, Almanca konuşması da çok havalı bu arada:))))) O kadar makyaj postları varda, çok ama çok sade bir makyaj tarzı var, ben onun yanında kendi makyajımı çook kokoş buldum:)))) Sade duru bir güzelliği var, iç güzelliği dışına vurmuş sanki....

İkimizde hayat hikayelerimizi bir çırpıda birbirimize anlattık, benimkini maceralı sanardım, Viva mın da inanılmaz enteresan bir hikayesi var....Tabiii ki bunlar aramızda sır!!!:))) Kendisini çok güzel yetiştirmiş, kafamızdaki gurbetçi Türk kızı imajından çooooook farklı, çok ayakları yere basıyor, çok güçlü ve çok mütevazi....En sevdiğim yanıda bloğunda nasılsa kendiside öyle!
Sağolsun bana tüm şehri çok güzel tanıttı, hatta akşama birde Viva nın çalıştığı üniversitesine gittik....Sayesinde Goethe üniversitesini de görmüş oldum....Onun hayatında önem verdiği şeyleri bir bir paylaştı benle, hatta bloğunda bahsettiği çok sevdiği Book shop a bile girdik, insanlar istediği kitabı alıp kırmızı koltuklara oturup bir güzel okuyabiliyorlar....(Viva tam bir kitap kurdu bu arada!)


          Ünlü Main nehri


Vivam çaktırmadan bu resmi çekmiş, saçımın yeni rengi!!!!!Biranda karamel dore kumraldan kuaför azizliğiyle bu tona kaydım:((((( Buda ayrı post konusu olur ya, artık bunca saç postundan sonra kendimi tekrar etmeyeyim değil mi dostlar!!!!Ben bıktım saçımın derdinden sizi de bıktırmayayım:))))

Üstteki fotoyu öz le çektim, bisiklete binerkende böyle şık olunabiliyormuş demek!




Viva ve ben :) Yüzlerimizi zamansızlıktan yaratıcı figürlerle saklayamadım, biraz öcü gibiyiz:) Kusurumuza bakmayın!!!


Viva ile günün yorgunluğu sonrası keyif çatarken!!!


Viva sayesinde keşfettiğim sphagetti ice cream dondurma!!! Ciden harikaymışşşş tavsiye ederim!!!hatta aklıma yeni bir girişimcilik geldi, Türkiye de kimse bu işe dalmadan bir dondurmacı zinciri mi kursam acep???İnanın bu lezzetle Nişantaşı , Bebek  te bir yerde dondurmacı açsam köşe olurum!!!:)))) Fikir çokta sermaye yok:)))


1. gün Viva ile Frankfurt maceramdan sonra geldik işin ciddi kısmına Darmstadt taki eğitime.....Eğitimim mükemmeldi, bize eğitimi veren firma ilk gün akşam yemekli eğlenceye çıkarttı bizi....Her ülkeden meslektaşlarım gelmişti, ortam öyle güzeldi ki...Anında kaynaştık, eğitim sonrası e maillerimizi aldık face ten birbirimizi ekledik, o derece güzel bir ekiptik...Hiç ayrılmak istemedim ortamdan:((((( Yukarıdaki foto Darmstadt merkezindeki Luisenplatz meydanı...



Darmstadt tam bir öğrenci şehri, Türkiye nin Eskişehir i gibi düşünebilirsiniz... Avrupa da bir şehirde bu denli fazla genci göreceğimi hiç düşünmezdim...Cıvıl cıvıl bir yer...Gençlerin giyim tarzına falan dikkat ettim, bizdeki Zara, Mango tarzı hiç kız göremedim:) Hepsi genelde rahat kıyafetler içerisindeydiler, arada benimde en çok sevdiğim tarzlardan biri olan rock chick tarzının cidden hakkını vermiş tipler gördüm...Bu tarzda kısacık kot şortlar içine siyah dantelli ince çorap, saçlar sapsarı, gözler koyu smokey eyes makyajlı, ayakta postallar falan oldukça cesur giyinen kızlar gördüm..... Cidden çok ama çok hoş kızlar vardı,(gözümde hep kızlara takılıyor yaaaw:(((  ) Tabi ben eğitim için geldiğim için kumaş pantolon gömlekle falan bayağııı bir sıkıcı tiptim:)))


bendeniz.. (Dukan işe yaramış di mi??:)))


Gördüğünüz üzere Frankfurt diğer Avrupa şehirlerinden farklı olarak oldukça çok plaza içermekte...Frankfurt Almanya nın finans merkezi imiş...Şu gördüğünüz binaların çoğu banka, ve heryerde takım elbise giymiş gayet şık banka çalışanlarına rastlayabilirsiniz Frankfurt'ta...


Ünlü waldspirale binası, bir mimarın farklı bir çalışması, gördüğünüz üzere bir pencere  diğer bir pencere ile aynı boyutta değil!!!İnsanlar kaçıncı katta oturduklarını anlasınlar diye yaş pasta konsepti yapılmışş...Enlemesine hangi renk dilimindeysen o kattasın!!!:)






Viva bana oraların dondurmasını tanıtınca, Dukan diyeti falan hakkettire, kendimi ödüllendirdim:)



Sarayın bahçesi -mükemmel bir peyzaj çalışması





Bu 2 saçma resmi inanın sırf blogger okuyucularım için çektim:))) Beauty supplies ismi çok ilgimi çekti, dedim içinde ne var şu dükkanın hemen inceleyeyim diye ama supply ettikleri şeylere bakın, naylon tarak falan:))) Böyle saçma nuhnebiden kalma şeyler için dükkan açmışlar...Harbi çok gülmem geldi...


Frankfurt opera binasından bir detay..

Darmstadt Markplatz meydanı,



Dönüş yolunda havaalanında kendimi uzak doğu yemeğiyle ödüllendirdim....

Arkadaşlar ne streslerle gittim nasıl bir mutlulukla döndüm anlatamam, özellikle eğitim atmosferim süperdi, eğitim veren firmada insanların egoları yoktu, herkes birbiriyle kanka, herkes güler yüzlü ve çok çok iyi insanlardı....Öyle bir yerde çalışmayı çok isterdim, gerçekten büyülendim... Viva ile de rüya gibi bir gün geçirdik...Onun gibi bir dost kazandığım için iyi ki blogger olmuşum dedim...Viva cım İstanbul a bekliyorum, seni ben gezdireceğim haberin olsun....Çok öpüyorum tatlım!!!!!!!!



16 Mart 2012 Cuma

YOLCULUK....


YOLCULUK.....
BUGÜN YOLCUYUM, MEMLEKETİM ANKARA’YA..
KALBİM PIR PIR ATIYOR,ÇOK MUTLUYUMJ))))
YOLCULUKLARI HER ZAMAN SEVMİŞİMDİR...ANNEMİN DEDİĞİNE GÖRE KÜÇÜK BİR  BEBEKKEN BİLE NE ZAMAN YOLCULUĞA ÇIKSAK BENİM AĞLAMAM KESİLİRMİŞ...TREN, OTOBÜS,ARABA, NE OLURSA OLSUN...:)
ŞİMDİDE ÖYLEYİM; BENCE BİR YERE GİTMENİN ZEVKİNİ, ORAYA ULAŞMAKTAN ZİYADE ORAYA ULAŞMA HEYECANINI YAŞAYARAK GEÇEN UMUT DOLU SÜRE VERİR..
YOLLAR TERAPİDİR ASLINDA , RUH TERAPİSİ,
YOLCULUK SIRASINDA NE BİR YERE GEÇ KALMIŞSINDIR, NE DE YAPMAN GEREKEN ŞEYLER VARDIR..
O MECBURİ EDİLGENLİK NASILDA RAHATLATIR İNSANI...
YOLCULUK ZAMANI TAMAMEN SANA AİTTİR,
HİÇBİR BİRŞEY YAPAMAMANIN VERDİĞİ HAFİFLEME HİSSİ SENİ MUTLU EDER...
UZUN ZAMANDIR AKLINA GELMEYEN ŞEYLER AKLINA GELİR, FARKLI ŞEYLER DÜŞÜNDÜRÜR O YOLCULUK SANA,
HAYATA BAZEN DURUP BAKMAK GEREKİR YA, İŞTE BEN EN ÇOK YOLCULUKLAR SIRASINDA DURDUĞUMU HİSSEDERİM, ŞÖYLE BİR BAKARIM NE VAR NE YOK DİYE?:))
GİDECEĞİM YERE HEMEN GİTMEK İSTEMEM, HEMEN GİTSEM BU DERECE MUTLU OLAMAM Kİ....
GİTTİĞİMDE YAPACAKLARIMIN HAYALİYLE UMUTLANMAK İSTERİM, BİRAZ DAHA KENDİMİ HAYALLER DÜNYASINDA ŞIMARTMAK İSTERİM...
BAZEN ÖYLEKİ YOLCULUKLAR SIRASINDA KURDUĞUM HAYALLER GİTTİĞİM YERDE YAŞADIKLARIMDAN ÇOK DAHA AŞIRI MUTLU EDER BENİ...
BU YARIŞTA SONSUZA DEK HAYALLERİMİN ÜSTÜN ÇIKMASI DİLEĞİYLE..:)

***Not: Bahsettiğim yolculuk şehir içi işe ,eve giderken trafiğe takılıp stresle geçen yolculuk değildir..:) Efsunlandım gene bugünde böyle bir post yazdım:) Sevgiler....!
Lame

12 Şubat 2012 Pazar

Çok Enteresan ve Anlamlı Bir Hediye Önerisi


Geçen hafta salı günü canım babacığımın doğum günü idi, ona bu sefer farklı bir hediye vermek istiyordum ve günler öncesinden kara kara düşünmeye başladım. Canım babacığım tipik bir kova burcudur ve kendi ile ilgili herşeyinden memnundur, kendini ve sahip olduğu herşeyini beğenir;Mesela "dünyanın en güzel kadınıyla evliyim, en güzel çocuklara sahibim, arabam en güzeli" gibisinden:)) Bunlara ek olarak tarihe çok meraklıdır, bende bu düşünceden yola çıkarak çok önceden bir reklamda Hürriyet arşiv'den hediye vermek amacıyla istediğimiz tarihin gazetesinin alınabileceğini okumuştum ve böylece aklıma hemen böyle bir hediyenin enteresan olacağı geldi.:)) Maalesef hediye paketsiz geldiği için üstteki gibi kendim paketledim,  beceriksizliğim yüzünden paketi şeker modeli yaptım:)


Ben bu şekilde tüpte seçtim, isterseniz çerçevelide gelebiliyor ama eve asma fikri biraz saçma geldi.



Ve tüpün içinden karşınıza bir anda istediğiniz tarihin ilk sayfası çıkıyor! Keşke tüm sayfalar gelse fakat ne yazık ki sadece ilk sayfa geliyor...


İsterseniz ekstra ücret verip üst kısmına hediye notunuzu yazabiliyorsunuz, bende asıl böyle anlamlı olacağını düşünüp yazdırdım tabiiki:)


Ve işte o önemli gün; canım babacığımın doğduğu 7 Şubat 1949 günü.....İnanın babamın hediyeyi açıp bu tarihi görüp şaşırması ve duygulanması beni inanılmaz mutlu etti...Tüm sayfayı merakla okudu:)) Mesela en başta "Atlantik Paktı Rusya'yı ürküttü" başlığı vardı ben tabiiki anlayamamıştım ama babam iştahı kabarmış vaziyette yazıyı okudu ve bana hemen açıkladı, meğer "Atlantik Paktı" "NATO" imiş, bizim girmemiz Rusya'nın hoşuna gitmemiş:)) Annenize babanıza hediye edecekseniz unutmadan ekleyeyim arşiv 1947'den başlıyor...
Bence sevgiliye yada eş ede verilebilir, kişisine göre değişir, kimini bir gömlek,bir saat memnun edebilir ama bu tip bir hediye kimisine çok daha anlamlı gelebilir...
(Aklınızda olsun netten sipariş veriyorsunuz ve en geç 3 günde geliyor, benim hediye kar kışa rağmen tam 2 günde elime geçti.)
Sevgililer günü öncesi babamın hediyesi vesilesiyle bu hediye öneriside Lame'den gelsin bakalım !!!:)))

19 Ekim 2011 Çarşamba

Yastayız!!!! Yüreğimiz Yanıyor!!!!!

Bugün sabah bir kez daha yüreğim yandı, bu sefer 24 şehit daha verdik...Artık sabırlar taştı, bloğumda sizlere hep neşeli güzel şeyler paylaşmak istedim şimdiye kadar fakat artık yüreğim sızlıyor...Sinir sistemim bozuldu, bu şehit haberlerinin bir sonu gelsin istiyorum!!!
Konuşulacak çok şey var, belki buraya yazılamayacak gerçekler var, belki derinlerde benimde çooook iyi bilemediğim ama birilerinin bizlerle oynadığı pis hesaplar, o gencecik yüreklerin hayatını hiçe sayarak yapılan hain planlar var....
Bizim için gencecik evlatların kanı dökülüyorken bizler normal yaşamlarımıza Türkiye nin batısındaki büyük şehirlerde devam ediyoruz....Bir yerlerde resmen savaş oluyor...İnsanlar ölüyor.....Benim erkek kardeşimde yeni askerden geldiği için o şehit ailelerinin acılarını çok daha iyi anlayabiliyorum...Sanıyor musunuz ölenler sadece şehitler...Bir anne, bir baba dayanabilir mi o acıya, sonrası bir daha normal hayatını devam ettirebilir mi o insanlar eskisi gibi....
Birileri için hayat bir daha asla eskisi gibi olmayacak...!
Somali için binlerce dolarlık paralar toplayabiliyoruz, benden bir öneri birde bu terör illeti için paralar toplansın, inanıyorum Türk halkının duyarlılık göstereceğine....Herkes kendi gücüne göre para yatırsın o hesaba ve ordumuzu güçlendirelim..Bizim evlatlarımız,kardeşlerimiz, eşlerimiz  ölmesin, dışardan paralı asker getirtelim , bu terörü bitirelim......Çok mu zor sanki, değil!!!!!!!
Benim aklıma ağlamadan dinleyemediğim bir şarkı geldi bugünkü ızdırabımın içinde, Teoman Çobanyıldızı...
Şarkıdaki asker gibi ölen şehitlerimizin her birinin yaşanmamış umutları, yaşanmamış yada yarıda kalan aşkları, hayalleri vardı .....Tıpkı teoman'ın şarkısı gibi "yüzme bilmeden daha, hiç deniz görmeden, hiç sarılmadan daha" bu vatan için şehit oldular......!
Şehitlerimizin ailelerine sabırlar diliyorum hepimizin başı sağolsun....
  

yüzme bilmedendaha deniz görmeden
hiç güneşte yanmadan
şimdi ölmek istemem
bir kalbi sarmadan
aşkı tatmadan daha
onla sarhoş olmadan
hiç sevişmeden daha
şimdi ölmek istemem
daha hiç gülmeden

çoban yıldızı
sen benle kal
çoban yıldızı
hep benle kal
zamanın varsa

ben hiç kimsem olmadan
tepeden tırnağa ona
hiç sarılmadan
şimdi ölmek istemem
kalbine dokunmadan







16 Eylül 2011 Cuma

Great Expectations.....!

Arada bir gelir bazen, hayat temposu,  koşuşturmaca,  yapılması gerekenler vs  unutursunuz ya gerçekleri....
Aslına yapılanlar güzel şeylerdir,  bir amaç, bir hedef üzerine yoğunlaşan  duygular tetikler sizi.....Ama bazen kendinizle başbaşa kalırsınız, ister istemez çıkar yine o iç ses...Nasılda hırpalar tüm benliğinizi....
Ben nerdeyim?? Daha neler yapmam gerek? Aramadığım arkadaşlar, soramadığım sorular, hatır sormalar.... Hani, telefon sohbetlerinde “bu aralar çok yoğunum  arayamadım” denir  ya nitekim benim çok demişliğim vardırL Bu birazda vicdan muhasebesidir, affettirmektir kendini eşe dosta....Kafa uçmuştur gene, hızlı süren hayatta başka hedefler , o anlık daha çok önemsenen, yapılması gerekenler işler vardır, işte dedim ya arada bir kendine gelip silkelenip değer verdiğin dostlara kendini, hatırlatmak  istersin...Onları ne kadar sevdiğini aslında aramamanın görüşmemenin başka sebepleri olduğunu haykırmak istersin...
Bu hayat dengesini kurmak neden bu kadar zordur??? Özel hayatım, ailem,arkadaşlarım ,iş hayatım neden bunları bir sıraya sokamam.... Birini yaparken öbür tarafı  unuturum hepL(( Kaptırırım kendimi bir olaya, bir hedefe, konsantıre olup öbürlerini unuturum çoğu zaman...
Herşeyi birarada yapan yada öyle gözüken insanlara gıptayla bakmışımdır hep,  gerçi sevmediğim yanları sanki herşeye az biraz önem veriyor gibi geliyorlar ,arkadaş dedinmi oooo dolu sürüsüne bereket, ama teketek iç dünyanı açabilirmisin o dostuna??? En zayıf noktanı bilebilir mi o arkadaşın HAYIR!!! İş hayatı ooo çok iyi, herkesle politik ilişkiler, o geceye gideyim, şu organizasyona, eğitime katılmalar...Ordan burdan insanlar, iyidir sosyalleşmeler, nede olsa özel şirket, biri battımı öbürü, iyi ilişkiler kurmalı değil mi?Tabii benim gıpta ettiklerim herşeyi hakkıyla yapanlardır,  zor gibi ama becerenler var...
Ya ben??? Kendimi bir yere kaptırdımmı tamam, Ya o , ya bu olacak, bir güven duygusu hissetmek istiyorum, bir aidiyet...Seveyim istiyorum, iş yerimi ,işimi, arkadaşlarımı ,sevdiklerimi hep yanımda görmek en dibine kadar yaşamak istiyorum , katıksız , çabasız...Hep en doruklarda ....Beklentilerim karşılanmayınca üzülüyorum....Oysa profesyonelliktir, kendini  bilmek, sonra sana daha iyisini sunana koşmak...Esnek olmak belkide demek istediğim...Çok çaba harcamadan, çok umut sarfetmeden yapılanlar sizi herşeye hazırlıklı kılar..Hayata esnek bir şekilde bakmak yormaz sizi, mesela “oda olabilir, aaaa o olmassa bunuda yapabilirim” vs...Hayatım hep paradigmalarla dolu, o paradigmalar yani kalıplaşmış fikirler, ve bana empoze edilenler..... Bunları kırmak ancak bu yaşımda aklıma gelebiliyor belkide....Ne yapmak istiyorsan onu yap, unut öğretilenleri, benliğinin o yerleşmiş şablonları seni yiyip bitirmeden, yaşamını tüketmeden bir kendine gel....Silkelen şöyle....!!!
Bunu yapıyorum, çünkü ben istedim, çünkü doğru olduğuna inandım diye HAYKIR!!!!!! Ne derlerse desinler, sen sen olduğun için buna inandın, söylemek istedin, varmı daha ötesi...Seni varsın böyle tanısınlar, yada sevmesinler, nedir bu kurallar içinde sürü halinde” aaaa evet bu beyaz”, “aaaa bu siyah” demeler!!!!!Ben pembe diyorum!!!!!:)

Efsunlandım gene bugün:))) Herşeyin doğrusunu bilip kendi kendine laf geçirememek kötü, ama bunların farkında olmak güzel..... Kendi kendime laf geçirebilecek
miyim bir gün merak ediyorum ama o zamanda pek sıkıcı olmaz mı??? :))

LAME

28 Temmuz 2011 Perşembe

Yaşasın Tatil Zamanı!!!!!!


Çok mutluyum çooookkkkk!!!!! Sene boyu çok yoruldum inanın ve bu tatili fazlasıyla hakettim!! Sadece deniz, güneş ve tatil kitaplarımla başbaşa kalmak istiyorum.....Şööööyle yapacağım işleri düşünmeden, her sabah to do list'ime bakmadan dertsiz tasasız bir tatil diliyorum ,kısacası kafamı reset'leyeceğim:))) ...
Hiç plan yapmadım bu sefer, tatil dediğin plansız programsız olmalı dimi?.

İnsan bazen koştuğu yolda molalar vermek istiyor, nedense hep o molalarda sorgulama şansı oluyor insanın, Neredeyim?? Ben ne istiyordum??İlerde ne yapmalıyım?? gibisinden, yarıyor tatil anlayacağınız her insana...Einsteinn bile çalışma odasında yatak istermiş ve bir sorana "dinlenmeden nasıl çalışacağımki?" dermiş...Aslında birşeyleri sorgulamaktan ziyade kafamı tamamiyle boşaltmak istiyorum, bomboş olsun aval aval bakınayım etrafa:))))Tembel tembel yatayım, hiç saatime bakmayayım:))))

E tabi güzel anılarla dönmekte benim gibi herhalde herkesin ortak tatil beklentisi, zaten hayat o anların toplamından oluşmuyormu?? Bir müddet burdaki yazılarıma ara vereceğim.... Henüz yeni bir blogger olmama rağmen sizlerin yorumlarını görmek, her gün kısmende olsa tıklandığını, okunduğunu bilmek güzel bir duygu...Görüşmek üzereeee hoşçakalınnnnnnnn :P

***Dün bavulumu hazırlarken sizler için çekmek istedim bu fotoğrafları (merak etmeyin o kadar az kıyafetle gitmeyeceğim bugünde bavulun diğer yarısını hınca hınç dolduracağım:))))))) 



*****Tiril tirilimi merak edenlere:))))))




****Neyseki tatilimde yalnız değilim:)))) Buda sevdiceğimin benimkine oranla aşırı sade bavulu:)))))

LAME

8 Şubat 2011 Salı

Hüzünlü Bir Pazartesi ve Bir Sokak

Pazartesi günlerini hiç sevmemişimdir, daha pazar gününden pazartesi sendromu yaşarım sürekli, zaten hafta sonları çok geç yatıp geç kalktığımdan pazar günleri uykum gelmek bilmez, dolayısıyla her pazartesi hem çok uykusuz, hem sendromlu, hemde sinir küpü oluyorum:((
Sonra 7.4 şiddetindeki deprem etkisi salı,çarşamba kendini arkçı depremlere bırakır, daha sonra itinayla çarşamba ve perşembeden hafta sonu planları yapmaya başlanır,cuma ise tam bir bayram havası, yuppiiiii özgürüm artık!!!! :))
Dün yine kötü bir pazartesi yaşadım, gene çok uykusuzdum ve maalesef iş yerinde istemediğim birkaç kötü olay yaşadım. Mesai bitimi bezgin bekir pozlarında servisime bindim, her zamanki gibi uyuyacaktım, oturur oturmaz derin uyku moduma geçecektimki, birden tam biz servisteyken havanın aydınlık olduğunu farkettim, ne zaman aydınlanmaya başladı havalar böyle çaktırmadan nasıl olur dedim kendime?22 aralık sonrası gündüzlerin uzadığını biliyorum teorik olarak ama gel görki hayat koşuşturmasından akşam mesai bitiminde havanın artık aydınlık olduğunu görememişim!!!. Sonra dedimki bugün uyumayacağım, evet uykusuzum, stresliyim ama inadına bu sefer gözlerimi açıp etrafı izlemek, olanı biteni görmek istiyorum.
Otoyola henüz çıkmamıştık, yol kenarı tek tük evler görmeye başladım, hani burdada evler olurmu gibisinden ilk kez görmüş gibi incelemeye başladım. Sonra sanayiyle mahalle karışmış garip yerlerden geçerken bir sokak arasına gözüm kaydı.Dikkatle incelemeye başladım, bir sokak lambası, bacası tüten evler, gri puslu bir manzara. Birdenbire içimde çocuksu garip bir neşe, tuhaf bir kıpırdanma hissettim.Neydi bu nedensiz neşe kaynağımın sebebi??? Aaa evet o sokağı üniversitede çok samimi bir arkadaşımın evine giderken yürüdüğüm sokağa benzettim, yok yok rahmetli anneanneme giderkende böyle tam mahalle havası yerler vardı..Çok net olarak aynı ambiansı hissettim, bana mutluluk veren garip bir dinginlik, yaşanmışlık..Çoğu evin ışığı yanıyordu, birkaç pencerede modası geçmiş güpür perdeler gördüm. Düşündüm şuan bu derece koşturmalı hayatımda en son ne zaman bir mahalle arası bir yere varmaya çalışarak uzun uzun yürüdüm? hatırlayamadım, biz koşturanlar! şuan çok uyanığız ya, vaktimiz çok kıymetli ya, aynı güne birden çok iş sığdırmalar, bir yerlere ucu ucuna yetişmelerle çok  iyi bir şey yapmış olduğumuzu sanıyoruz, belkide tüm bunların sonucunda yarım kalmış, yüzeysel sohbetler, içimize sinmeyen bir dolu olay bize kar kalıyor sadece. Belkide bu yüzdendir arkadaş sohbetlerinde biri konuşurken diğerinin istemeden kafasının başka şeylere uçup gidivermesi, bende dahil herkeste sürekli o andan kopanlar, ara ara aklı ya geçmişe, ya ileriye ama orada olmayan birşeylere, biryerlere gidenler var. Belkide yaşadığı hayatın o anını yakalayamama hastalığı bu koşuşturma belası yüzündendir. Oysa ben o çok sevdiğim arkadaşıma giderken, yavaş yavaş atardım adımlarımı, mahalleyi, kaldırımı, herşeyi sindirerek yaşardım, sanki içimden muhabbetimize hazırlanırdım, adımlarımı attıkça coşkum artar "şunuda konuşacağım bunuda konuşacağım" derdim. Arkadaşımın evine yaklaştıkça heyecanım artar, diğer arkadaşlar gelmiş mi? Kim orda kim değil gibisinden tatlı meraklar kaplardı içimi. Ve o mahalle, o cadde kaldırımları ruhumun, beynimin içine kazınırdı film karesindeki dekoru tamamlamış olarak..! Ve gelelim o arkadaşımla buluşmama... işte o an, tam o anı eksiksiz tüm güzelliğiyle yaşardık hep beraber! Bugün biraz depresif, nostaljik bir yazı yazdım :) Gerçi nostaljik yazı yazmak için henüz gencim ama bir şeylerin sebebini kendi içimde çözümlemek ,bulmak hoşuma gidiyor, paylaşmak istedim sadece:))Hey sizzz bu kadar çok koşturmayın!!!!!

LAME

3 Şubat 2011 Perşembe

Defne Joy'un zamansız vedası

Defne Joy'un dünkü ölüm haberi hepimizi derinden sarstı. Genç yaşta ölen bir sürü insan var ama Defne'ye ölümü nedense hiç konduramadım, o kadar hayat dolu, kıpır kıpır yerinde duramayan bir kızdı ki...Annem her televizyona çıktığında "bu kıza bayılıyorum deli dolu kız" derdi..Eminim sevenleri olduğu kadar nefret edenleride vardır. Her ne olursa olsun ben çok üzüldüm çünkü onun gibi içinden geldiği gibi davranan, deli dolu, doğal, kasım kasım kasılmayan, komik duruma düşmekten korkamayan birilerini televizyonda görmek çok zor. Hatta komiklikleriyle dalga geçen amacı sadece eğlenmek ve eğlendirmek olan bir insandı...Defne'yi özleyeceğiz...

LAME

2 Şubat 2011 Çarşamba

Aslında kötü bir günde başladı bloğumuz...

Dün sabah Defne Joy Foster 'ın vefat haberi ile sarsıldık. Bir süre inanamadık ve çok çok kötü hissettik, hayat ne kadar kısa ve anlık yaşıyoruz aslında. Her haftasonu görmeye alışmıştık, üzüldük, gün içinde sürekli haberleri okumaya çalıştık...Allah Rahmet Eylesin , Ailesine Sabır Versin . Hepimizin Başı Sağolsun.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...