Bugün ne giydim? etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bugün ne giydim? etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Mart 2014 Salı

I am in love with my new jean !!! :)

Fular: H&M
Bluz: Batik
Mont: H&M
Jean: Batik
Bot: Desa
 
 
 


 
Taşlara bakın, taşlı ilk kotum aynı zamanda bu kot...

 
selam güzeller....takılardan başlarsak favori retro casio saatim (alışkanlık yaptı diğer saatlerimi kullanamıyorum pek) yüzük (alyans dışı) Ankara Çayyolu sosyete pazarından:) Kolye Koton....Ailemi ziyaret ettiğimde canım anneciğim depresifliğim sonucu beni eğlendirmek moral vermek için hergün ayrı bir aktivite düzenledi bana, bir günümüzde sosyete pazarı gezmesi idi:) Durumun vahimliğini bu kadar bilmiyordum....annemle önce bir cafeye kahve içmeye gittik ardından annecim "kızım sosyete pazarı servisi gelmek üzere hemen kalkalım " dedi ben şaşkınlıkla annemin peşine takıldığımda içi kokoş hatunlarla dolu dışı anaokulu servisi gibi çiçekli böcekli süslenmiş bir servis geldi, biz tüm hanımları büyük bir hızla sanırsınız önemli iş toplantısına yetiştirecek:) pazara yetiştirdi:)))) İçerisi zaten cümbür cemaat, ne ararsanız var, hatta yorulanlar için çay içecekleri gözleme yiyecekleri standlar bile kurulmuştu, e tabi kokoş hanımlar incik boncuk alırken epey kan ter döküyor cidden acil ihtiyaç neticede:) Annemle işe yaramaz bir sürü şeyle umarsızca vakit öldürdük, annem bir ara kendini paçavra yığını standından birine kaptırdı, ben dalıp giderken altlardan yeşil bir bluz çıkardı, kızım al 10 tl dedi, çok basit birşeydi ama pazarın tadına varmak için aldım delik çıktı:) bir yerde pijama tezgahı gördük, kızım al bak bunlar kaliteliye benziyor dedi, bende hızla alt ve üst seçtim(takım yoktu nedense:)) eve geldim alt çok büyük (sanki şalvar)evde giyince üste çok dar ve kucuk bluz alta ise şalvar giymiş emmioğluna döndüm:))))) oda fos çıktı, sanırım onca alışverişten tek kazanım üstteki yüzük oldu, 3 lü takım, küçük parmak ucuna takılanı bile var:) gerçi hemen düşürdüm o ayrı konu ama bana o sırada çok cazip geldi bu basit yüzük işte:) zaten sosyete pazarınında amacı bu galiba allayıp pullayıp ganimetleri güzel göstermek....Sonrası yorulduk ve eve dönmek için sosyete pazarı dönüş servislerinden birine bindik....Ard arda bir sürü servis vardı ve kadınların doluşmasını bekliyorlardı, bol kahkahalar atan ev hanımları son sigaralarını servise binmeden söndürüp gülüşüp aldıklarını konuşuyorlardı.....Ohaaa dedim hayata bak!!!!  vur patlasın çal oynasın hayata bende katıldım galiba:) Annemle krizlere girdiğimiz serviste biran için kaza tehlikesi atlattık!!!! Birde şakası yok sonuçta Eskişehir yolundayız, tamda milletin işen çıkış vaktinde biz arsızca incik boncuk peşinde koşup birde onların trafiğini umarsızca gasp ediyoruz diye keyiflendim:)))) O sırada bir sürü kadının bağırışları arasında ucuz açık parfüm kokuları serviste birleşip üst notalarda kaliteli orjinal bir parfümün koltuk altı teriyle birleşip verilen paranın hakkını veremediği üreticisine küfür ettiren tek bir kokuya dönüşmüşlerdi:))))) O sırada kendi kendime büyük bir kaza geçirseydik bu röfleli saçlı kadınlar ellerindeki poşetler biryerlere savrularak yola düşseler ne komedi olurdu diye düşündüm:) Eminim izleyenler çıkmayıvereydin bir incik boncuk uğruna be kadın derlerdi galiba:))))


 
Burda düz taban spor botlarımla somon rengi üstümle aynı pantolonu kombinledim....İnanın bu bluzude uzun süre dolabımda farketmemişim....




Kendinize iyi bakın güzeller, opuyorum mucuk mucuk!!!!!!

LAME

28 Aralık 2011 Çarşamba

Yılbaşı Gecesi Polemiği: Hangisini Giysem Acaba???



Arkadaşlar lütfen bana yardımcı olun??? Bu 3 elbise arasında kararsız kaldım, aslında çooook önceden yılbaşı planımız olsa gider hevesle belki yeni bir kıyafet alırdım ama sonradan dışarda kutlayacağız diye program yapınca aman dedim ne gerek var para harcamaya elimdeki kıyafetlerden birini seçerim diye, ama bir türlü karar veremiyorum:(((((
Evettt elbiseleri tek tek incelemeye alalım bakalım;


Elbise: Koton
İlk elbisem Koton, zorda kaldığımda elimi attığım 3 siyah elbiseden birisidir kendisi...Hani derler ya her kadının gardrobunda bir "Little Black Dress" olmalı diye  haah işte bu benim o elbisem!!!Her daim birkaç kilo aldığım zamanlarda, diğer kıyafetlerimi giyemediğimde bile bunu giyebilmişimdir....Vefalıdır bu elbise...Fakat sanırım bu elbiseyi çok giymişim bende bir heyecan yaratmamaya başlamış...Birde yılbaşı gecesi siyah giyipte Rahibe Teressa gibi olmak istemiyorum, annem siyah giydiğimde birde topuz yaptığımda hep bu lafı söyler kızar, "bu yaşlarda renkli giyinmeyeceksin ne zaman giyineceksin" der...İşin kötüsü gardrobumun %70'i siyah ve gri ağırlıkta....Ne kadar ince gösterse de sanırım bunu eleyeceğim...





Elbise: Mango
 
İkinci elbisem Mango indirim zamanından...Bazen gidersiniz sezon parçaları pahalıdır atıyorum kışın gidersiniz ve böyle bir elbise kalın bir hırkadan daha ucuzdur...İşte geleceğe yatırım amaçlı o şekilde ucuza getirip aldığım bir elbise....Ama görür görmez aşık olmuştum, üstelik 36 beden olmasıyla ekstra bir sempati duymuştum:)))Kendimizi kandırıyoruz anacığım ne yapalım işte:))) Birde yeni dore kumral saçlarımla bu yeşilin uyduğunu düşünüyorum, hatta yılbaşı gecesi bronzer'lı ve smokey eyes'lı bir makyaj yapıp bu yeşil elbiseyle kendime gizemli bir hava katmak istiyorum...:)))Bakalım amacıma ulaşabilecek miyim??Birde sevdiceğime sorduğumda oda en çok bunu beğendi, sanırım erkek gözüyle de en iyisi bu..Elbise modeli Yunan tanrıçalarının üzerinden katlana katlana gelen zarif elbiseler vardır ya aynen öyle, tam tasarım işi çok seviyorum fakat tek hoşuma gitmeyen yanı ön dekoltenin biraz açık olması, gece rahat edemeyebilirim, içine belki kısa büstiyer falan giyebilirim bilemiyorum, bir dans etsem piste çıksam ön taraf beni çok fena rezil edebilir:(((Önü açılmasın diye ciddi ciddi dimdik bir şekilde kasılarak oynamakta kasar adamı yaaa:(((((






Elbise: Park Bravo
Kemer: Stradivarious
 
Geldik son gözdeme.....Bunuda outlet'ten çok fena ucuza denk getirmiştim....Şimdi farkettim ben abiyeleri hep ucuza alıyorum pek para harcamıyorum:)) Tek omuz asimetrik elbiselere oldum olası hastayımdır keşke alt kısmıda asimetrik olsaydı:(( Bu kıyafeti özel bir gece için büyük bir hevesle almıştım ve alırken o eğik aynaların kurbanı olmuştum...Satıcı kadın apartman topuklu ayakkabıyı giymemi istemişti, e birde açılı aynaya bakınca kendimi Victoria secret mankeni gibi hissetmiştim, öyle ince ve öyle uzun gözüküyordum ki!!!Ama eve gelince aldığım kış kiloları gözüme çarptı, birden nefret ettim kıyafetten, birde orjinal modelinde bel kısmı oturmuyor, daha sonra  bu siyah kemerimle daha ince gözükebileceğimi düşündüm ve acaip bir hevesle denedim...Fakat kendimi yine kalın buldum:(((Ahhhh keşke plates derslerimi bırakmasaydım, bari yılbaşına kadar kassaydım:(((Şimdi ayıkla pirincin taşını:(((( Göbek portlamış, arkadan kalçam portlamış falan pek beğenemedim:((((Oysa yılbaşı konsepti kırmızıya en yakın buydu, o gün canlı bir renk giyinmek istiyordum ve o bakımdan da beklendimi karşılıyordu.....Birde kemer altı potluk mu yapmış ne?Özellikle arkadan çektiğim resimde farkettim...!Pembişim sen beni bu senede unut, zayıflamadan bir kez bile giyilemeyeceksin sanırsam:((((






Giymeyi düşündüğüm ayakkabıda bu...Umarım gece boyu ayaklarım rahat eder....Bu ganimette indirimden:))))Kış başı aldım, geleceğe yatırım yaptım aklımca:)))Sakla samanı gelir zamanı hesabı işte bununda zamanı geldi.....!Bak ayakkabı beni o gece rahat ettir gönlümde taht kur tamam mı???


Buda çıta bacaklarımda ayakkabıcıkların duruşu!!!:)
Haydi arkadaşlar yorumlarınızı bekliyorum, Siyah mı? Yeşil mi? Pembe mi? Zevkli bayan gözüyle yardım lütfen?? Ve son olarak bu postum yılbaşı öncesi büyük ihtimal son postum olacak,  hepinize şimdiden mutlu yıllar diliyorum.....
Hepiniz için 2012 yılından bol bol aşk diliyorum:)))
Öpüldünüz KOCAMAN!!


7 Aralık 2011 Çarşamba

İnce Bacaklılara Müjdeeeeee Kış Geldi!!!:))))))



 Post başlığıma şaşırmayın lütfen, benim için kış demek çizme demek, çizme demek ince bacakları kamufle etmek demek:))) Bu ne demek, yaza göre keyifle daha çok etek, daha çok elbise giyebilmek demek!!!! Kıştan nefret ediyorum ama sırf bu çizmelerin hatrına daha çekilir geliyor bana..:)

Tüyo: Benim gibi özellikle diz altı çıta bacaklar ne tip çizme tercih etmeli?
  • Ben neredeyse çoğu modeli denedim, dapdar bacağı saran, heleki üst kısmı deri olmayan daha ince malzemeden yapılan (kumaş gibi) çizmelerden kaçın!!!! (cin ali gibi oluyorsunuz:)
  • Ayak bileğinin hemen üstünde biten dapdar modellerden özellikle ince bilekliler topuklayarak kaçsın!!!
  • Bol ,düz taban ve özellikle diz kapağına kadar çıkan uzun modeller tam size göre, plastik yağmur çizmeleride iyi yakışabilir yada binici modeli çizmeler ...



Elbise: Koton
Kemer: Stradivarius
Hırka: Mango
Çanta: Accesorize
Çizme: Deichman





Bu kolyeyi özellikle çektim, canım babacığımın hediyesi, özel bir durumum için hastanede küçük bir operasyon geçirecektim ve saat erken olduğu için anne ve babacığımla AVM'de oyalanalım dedik.. Babam bir anda kuyumcu mağazasının önünde "seç beğen bir kolye alacağım sana" dedi, canım birtanecik babacığım sırf ben korkumu atayım mutlu olayım diye böyle bir şey yaptı...Bende ince kolyeler arasında bunu seçtim..Satıcının dediğine göre çok ince zevkliymişim bu kolye yeni gelen bir modelmiş ve kolay kolay diğer kuyumcularda bulunamazmış falan filan, umarım herkese aynı şeyleri söylemiyorlardır:))))Ama ben öyle sevdimki hiç çıkarmak istemiyorum, öyle manevi değeri varki benim için anlatamam....Birde cidden herkes soruyor nerden aldığımı sanırım cidden zevkli kızım vesselam, bu kadar sorduklarına göre:))) (Merak edenler için Armada AVM-Işık Kuyumculuk Ankara'dan aldık.)


Böyle 70'li yılları anımsatan retro desenli kıyafetlere  bayılıyorum, fotolar iş yerinden eve girer girmez hızla çektiğim fotolar, çizmelere dikkatinizi çekerim Deichman markası biliyorum pek kaliteli değil ,ama şaşırılacak şey çizmelerim arasında en çok bu yakışıyor ne hikmetse:))) Bunun bolluğu, uzunluğu, deri olmayıp bacağı sarmaması, kumaşın kırışıp daha kalın bacaklı göstermesi falan herşeyi tam benim bacağıma göre:)))) 



Tüyo: Bel daha ince nasıl gösterilir?
  •  Benim kemere benzer kemer alın, belin çok az üstünden bağlayın benim gibi:)

Bu kemer öyle kullanışlıki her kıyafete takıyorum, her kıyafeti olduğundan daha kaliteli ve daha ağır gösteriyor...Ben önce Mango da beğendim fiyatı çok pahalı geldi, sonra Stradivarius'tan aldım fakat daha sonra H&M ve Beshka'da aynı model kemerleri daha ucuza görünce sinir oldum, alırsanız aklınızda olsun..!



Buda artistik pozum olsun, havalara girince böyle oluyor işte:)))En son yanık saçımın son halini görün istedim, çokta açılmadı bu saç yaaaaa, o kadar açma işleminden hasar gördü ama üzerine yapılan boyanın böyle iyi tutacağını düşünmemiştim bari zarar gördüğüne değip radikal bir değişiklik olup azcık daha açılsaydı yaaaa:((

AYNI ÇİZME FARKLI KOMBİN

Deri Mont: Mango
Pantolon: Adil Işık
Çanta: David Jones (YKM)

Aynı çizmeyi gördüğünüz üzere pantolonlarımın üzerine de çekebiliyorum:)) Yok böyle çizme yaaaa, her derde deva valla!! Made in China Deichman'ım yaşa sen yaa!!:))Üstelik fotoğrafımdaki bordo pantolonum skinny jean bile değil, normal boru paça:))Bunu bile buruştura buruştura sokuverdim içine:)))




9 Eylül 2011 Cuma

Çeşme Günlüğü



Herkese tekrar merhabaaaaaaaaaa!!!!!!!!!
Yoğunluklar yüzünden yine istemeden epey ara vermiş bulundum:(((
Umarım bundan sonraki post larımla arayı hızla kapatırım....Biliyorsunuz son bayram tatilinde Çeşme'deydim... Tatilim çok güzel geçti, hemen hızla fotolardan başlayarak anlatıyorum:))).
Yukarıda son gözdem yeni "tiril tirilim"'i görebilirsiniz:)))) Fuşya-turkuaz mavisi uyumuna bayıldığım için tiril tirilimi giydiğimde tatil boyu açık mavi oje ve bu kolye ile takıldım :))
Çeşme'de gece hayatı deyince benim aklıma Alaçatı geliyor...Bir sürü şirin taş ev ve daracık arnavut kaldırımlı sokaklar....İnsana huzur veriyor....


Kaptırmışım kendimi su içiyorum, farkında olmadan sevdiceğim çekmiş fotoyu...Hoşuma gitti, eski tiril tirilimde hakkını vermiş:))

Arkada gözüken koy ünlü Kocakarı plajı...Burası Çeşme'deki en halkçı plan:)) Tam bir halk plajı adından belli değil mi? Kocakarı plajı:)))) Şezlong şemsiyenizi uygun fiyata kiralayabilir, yemeğinizi de uygun fiyata halledebilirsiniz...Denizi mükemmel, hep çarşaf gibi ve tertemiz . Yüzmeyi sevenler için çok uygun bir koy...

Plaj mevzusu açılmışken Çeşme'de bir beach kaosu yaşadıkki sormayın gitsin.. Daha önceden Çeşme'ye daha uzun süreli geldiğimiz için tüm koyları çok iyi biliyorduk ve ben en çok Ayayorgi koyunu sevdiğim için orayada 1 gün ayırmayı planlamıştık...Ama bayram dolayısıyla öyle kalabalıktıki, önce Paparazzi'ye gidelim dedik, Paparazzi'de diğerleri kadar kazık:) fakat en azından verdiğin giriş parasıyla yemeğini yiyebiliyorsun, bir gittikki millet dipdibe nasıl kalabalık anlatamam, görevli kişi bize utanmadan "şezlonglarımız kalmadı, masalarımızda kalmadı size 2 sandalye ayarlayabilirim!" dedi, çok sinirlendik hemen bastık diğer beach lere....Ben zaten Marrekesh'i çok merak ediyordum, duymuşsunuzdur Fas'tan esinlenmişler vs..Dedim oraya gidelim, yok efendim baktıkki orda da giriş görevlileri kuyruk halinde gelen arabalara U dönüşü yaptırıyorlar...(Zaten sabahın en erken saatlerinde doluyormuş) Güneş tam tepede, amacımız sadece yüzmek ve inanın o gün baya rezillik çektik...Sonra yeni açılan Babylon'da şansımızı denedik, yok kardeşim yer yok:((orasıda doluymuş....En son bilen bilir ünlü Solemare'ye gidelim dedik, yok  oda olmadı...Anlaşılan Ayayorgi plajına bayram dışı gitmek gerekiyormuş...Kısmet olmadı...Daha önceki Çeşme'ye gidişimde ilk kez Solemare'ye gittiğimde tesis, koy her şey süperde ortam çok komik gelmişti bana, hani bendede biraz kokoşluk var kabul ediyorum ama ordaki kokoşlar öyle böyle değil inanılmaz süslüydüler...Plajda olmalarına rağmen çoğu full makyajlı ve saçları fönlü gelmişlerdi...İçimden "aaaa  bunca hazırlık yapmışlar denize girince bozulacak" dedim. Sonra bir baktım denize girmiyorlarmış!!!! Bende ne saftiriğim kızların fönü bozulacak diye üzülüyorum:)))) Yahu Türkiye nin en güzel koylarından birine gelmişsin yüzülmezmi kardeşim yawww!!!Ben dalgasız çarşaj gibi denizlere bayılırım ve Ayayorgi koyu turkuaz tonunda sanki koca bir deniz havuzu...Havuz resmen o derece güzel....Tavsiye ederim...Yalnız tenha zamanda gidin ve erken gidinki rezillik çekmeyin...




Alaçatı akşamlarında kendimce bir kombin yaptım, kırmızı etek Koton'dan blüz H&M'den..Gerçi bu eteği Color bloklama trendine uyma amacıyla almıştım ama o amaçla bir türlü giyemedim...Ben yukarıdaki halimle herkesten farklı bir kombin yapmanın mutluluğuyla salınırken sevdiceğim "köylü Kezban kızlarına benzemişsin" diyince moralim bozuldu ama o ne anlasın işte, moda biz kadınların kadınlar için yaptığı birşey değil mi? Varsın beğenmesin!!!










Türkiye'nin Maldivleri neresi diye sorarsanız size Çeşme Ilıca derim!!!Şuraya bakın, tam bir cennet....Ilıca aynı zamanda kaplıca, yani termal kaplıca suyu denizden de çıkıyor !!!Yanlış duymadınız denizden:)) Bu sayede denizi ıpılık...Söylenenlere göre kışın bile ılıkmış...Fakat ben şimdiye kadar dalgasız halini görmedim, "suyun içinde en ufak taş görmek istemiyorum, sadece kum olsun, ayağıma yosun vs dolaşmasın, hemen derinleşmesin, oyunlar oynayayım, sıcak olsun, uzun süre keyf çatayım diyorsanız bu koy size göre....
**Not: Dayanamadım peeling yapma amacıyla yarım kilo falan Ilıca kumundan çaldım!!!İtiraf ediyorum aman kimseye söylemeyin!!! Kumum şuan evimde, birara hedefimdeki body shop peelingini kendi çabamla beleşe getirmeye çalışacağım:))))
Çeşme o kadar güzel bir yerki tek plaja bağlı değilsiniz;

Bembeyaz kum çarşaf deniz serin su diyorsanız--> Altınkum Plajı (Burada Ramo'nun yeri'ni şiddetle öneririm, reggy müziği eşliğinde nefis köftelerinden tatmayı unutmayın, burada tiki kızlar yerini bohem kızlara bırakıyor:)

Sörf yapanları izleyeceğim, deniz serin çarşaf gibi olsun hemen derinleşmesin diyorsanız---> Babylon beach Alaçatı'ya gidin. Buraya özellikle müziği ,akşam üstü plaj partilerini sevenler gitmeli...Müzik kalitesi çok yüksek, akşam üzeri DJ performans sizleri büyülüyor, inanın biz gittiğimizde öyle enteresan mix ler çalıyorduki o DJ amcanın CD'sini bulsam hemen alacaktım...






Ve başka bir keşfimiz  Hacettepe koyu,  Ayayorgi'nin hemen yanındaki koy, zaten biz Ayayorgi'den umudu kesince buraya geldik, çokta iyi etmişiz, inanılmaz güzel, deniz açık mavi, sadece girişi azcık taşlık, biraz akrobasi yapıp giriyorsunuz:)) denge çok önemli, ben sanırım bayağı dengesizim bu tarz denizlere girerken epey cebelleşiyorum:(( Ayak tabanlarım çok hassas maalesef...
Bu koyda Serra beach 'i tavsiye ederim....İnanın Solemare'den daha çok eğlendim... Müzik volümünü plaj falan dinlemeyip epey yüksek veriyorlar ve "Rock n Roll" havası esiyor buram buram:)))) Birde tüm menüler bira içerikli. Sanki hamburger sosis tava vs herşeyin yanına illaki bira içmek gerekiyormuş gibi , kolalı menü yok anlayacağınız:))) Kola içecekseniz menü almak yerine sadece hamburger, patates, kola ayrı söylemeniz gerekiyor...Bu yüzden olsa gerek herkes çakır keyif plajda, millet minderlerde sızmaktan denize giremiyor!!O derece bira kokan bir plaj....Yüzerken içmek adetim değildir ama burada yüksek volüm eşliğinde kitabımı gazetemi bıraktım, biraları götürdüm:))) İnternette tatilden gelince burayı araştırdım  bakınız:))



Alaçatı akşamları...Taş evler...Burda taş evim olsun çok isterdim, hatta mesela ben modacıyım kreasyonlarımı orada satıyorum falan, İstanbul orjinli mağazamın bir ayağıda Alaçatı'daymış vs...Yazları 6 ay buradaymışım, hatta kışlarıda buradaymışım ,benim elemanım (çok güvendiğim tabiiki) İstanbul'daki işleri yürütmekteymiş...:))Neyse azcık hayal kurmanın kimseye zararı dokunmaz...:((

Oradan satın aldığım takılar....Gerçi sadece bunlar değil tüm yaz aldığım takılarla ilgili ayrı bir post hazırlayacağım....:)) Bekleyinnn...


Oralara gidipte İzmir'e uğramadan olmazdı...Konak vapur iskelesinde daha önceden haberlerde izlediğim bu yarı batmış gemiyi görünce hemen fotoğrafını çektim....Sanırım daha yıllarca durur bu halde , enteresan bir manzara oluşturmuş...
İzmir ünlü saat kulesi Kemeraltı bölgesi'ni daha önce bu kadar detaylı gezmemiştim...Şaşırdım, heryer işporta kaynamaktaydı, ne ararsan 3 lira 5 lira, ara ara inanın modaya çok uygun tulum ,tulum şort, havuç pantalon, renkli uzun etek vs parçalar gördüm....İzmir'li kızlar şanslı, al, kullan, sıkılınca at:)) Bende 3 liralık bir büstiyer aldım!!, kullanıp atacağım:))) Bakalım yıkayınca hala hayat belirtisi gösterirse bir dahaki İzmir seferimde oraları talan edeceğim:))))) Ne olursa olsun İzmir güzel bir şehir, insanlar modern, hangi şehrin merkezinde yukarıda benim giydiğim gibi bir şortla dolaşabiliyorsunuz Allah aşkına??? İnsanlar rahat, doğal...Bir kere geçim sıkıntısı diğer şehirlere oranla daha az, ev kiraları, vs her şey ucuz....Bekle beni İzmir yine geleceğim.....

***Not: Umarım yüzümde yaptığım karalamalar tepkinizi çekmez, esasen yüzümü, kimliğimi gösterebilirim  fakat ben kendimi bloğumda tamamen özgür hissetmek istiyorum ve bu şekilde birşeyler paylaştığım zaman daha samimi olacağını düşünüyorum.. .Zaten diğer türlü bence Facebook'tan çok büyük bir farkı kalmaz blogger dünyasının...

LAME

26 Ağustos 2011 Cuma

Bozcaada Tatili

Herkese yeniden merhabaaaaa!!!!!Her güzel şey gibi tatilimde çok çabuk bitti, 2 koca hafta nasıl hızla geçti anlamadım.....Gelir gelmez işlerim inanılmaz yoğun başladığı için ne pazartesi sendromu ne tatil sonrası akut depresif vakası yaşayamadan kendimi işlerin arasında buldum:((( Bloğuma hiç bakamadım eve her gün mesai nedeniyle geç geldim,  şuanda da eve yeni geldim ve bir hışım yazıyorummm fakat sanırım yazım bitmeyecek yarın tamamlayıp yayınlarım,  evettttt tatil rotamız Kuzey Ege idi...Bozcaada, Kaz dağları, Altınoluk,Küçükkuyu ve Çanakkale....Gezdik, dinlendik, bol oksijeni içimize çektik.:)) (Nede olsa sene boyu bulamayacağız:(((

Kaz dağları Altınoluk bölgesine yazlıktan dolayı çok gidiyordukta sizlere asıl benimde ilk kez gittiğim Bozcaada'dan bahsetmek istiyorum. Bozcaada'yı çok beğendim açıkçası bu derece şirin ve bakir bir yer beklemiyordum. Özellikle son yıllarda birçok sanatçı,entellektüel,yazar kesiminin burayı iyice keşfetmesiyle günden güne popülerliği artıyor. Aslında popüler olmadığı için sanatçıların kaçış noktası olan şirin ötesi bu ada sanırım sanatçı ve ünlülerin kaçtığı yer olma yolunda:((( Yinede insan kesimi olarak bir Bodrum Çeşme insanından çok farklı bir tablo var. Bozcaada'ya gidecekseniz kesinlikle kokoş kıyafetlerinizi bir kenara bırakın ve düz sandaletlerinizi ,şile bezi rahat bohem kıyafetlerinizi alın vede keyfini çıkarın...!Ben cicilerimi fazlaca götürdüğümden (kokoş Lame!)en azından akşamları  topuklu giymek istedim ama 1 gece giyebildim sadece, halim içler acısıydı, yürümekte zorluk çektim ve hiç rahat edemedim:((( Bendede inat  illa giyeceğim ya şu meşhur beyaz ayakkabımı:))) Birde "eller havaya" eğlence tarzını benimsemiş olanlar pek beğenemeyebilirler:)))) O tarz pek yer yok, en cool mekanı adaya ayak basar basmaz karşılaşacağınız Polente bar, miniminnacık şirin ötesi bir yer ,çok iyi müzikler çalıyor ve ortamı cidden güzel:))) Adaya girerken Polente birde çıkarken vedalaşırken Polente tam bir Bozcaada klasiği olmuş:))) Ayrıca Bozcaada'ya arabayla gitmemek gerek kanımca, biz bilerek Geyikli'de bıraktık arabayı ve o şekilde gittik. Zaten yüzmek için Ayazma ve Habbele koylarına giden dolmuş mevcut. Pek bir sıkıntı çekmedik gerçi fakat  benim tatil öncesi araştırmalarımda sadece arabayla gidilen ve gün batımının çok güzel izlenebildiği bir tepesi olduğunu ayrıca ünlü Akvaryum koyunun olduğunu bulmuştum. Oralarada sadece  arabayla gidiliyor ne yazıkki:(( Gerçi küçücük adada arabayla tatilimde park yeri arama stresi yaşamayı göze almak çok saçma!!! İyikide bu tercihi yaptık..Bozcaada'da dolmuşla Ayazma yoluyla giderken haritadan baktım adanın bir cephesinden diğer cephesine tam 2'ye bölerek geçiyor yol, ve toplamda 20 dakikada falan plaja iniyorduk bu demek oluyorki bu ada miniminnacık:)))) Yolda giderken sağda solda heryerde üzüm bağlarını görüyosunuz, adaya girişte turizm information'dan harita alırken küçük bir kağıt daha verdiler, "Adada uyulması gereken kurallar" şeklinde.... Çok ama çok hoşuma gitti, maddelerde" mümkünse arabayla gelmeyin", "naylon poşet kullanımı yasaktır" " bağlardan üzüm koparmayın" gibi kurallar mevcut...gerçektende adada marketten yada herhangi bir yerden birşey aldığınızda hemen kese kağıdı kutusunda veriyorlar... Ayrıca ada sit alanı, 2 kattan yüksek bina yapmak Yasak....Ülkemizde de bir yere değer verildiğini ve henüz talan edilmeden önlemler getirildiğini  görmek beni gerçekten çok ama çook mutlu etti...Ada Türk Mahallesi ve Rum mahallesinden oluşuyor.zamanında epey Rum varmış ve Türk'lerle Rum'lar kardeş kardeş yaşıyorlarmış, mübadele sonrası Rumlar gitmişler, zaten şarapçılık Rum'ların tekelindeymiş geçmişte daha sonra müslüman ada ahaliside başlamış şarapçılık işlerine...Türk mahallesinde 1 şirin cami, Rum mahallesinde 1 küçük kilise bulunmakta ,adaya feribotla gelirken uzaktan baktığınızda karşılıklı 2 uzantı şeklinde cami ve kilise çok anlamlı gözüküyor. Keşe dil, din, ırk ayrımları olmadan farklı insanlar birarada sorunsuz yaşayabilselerdi.....
 Herşeyden uzak ve küçük bir adada olma düşüncesi bile beni nasıl rahatlattı nasıl streslerimden uzaklaştırdı anlatamam...Adada olmassa olmaz şey akşamları balık lokantalarında Bozcaada şaraplarıyla balık yemek:)) Bu konuda tavsiyem Talay şarabı, biz stoklarımızı yaptık bile:))))
Otel olarak Delos oteli gerçekten şiddetle tavsiye ederim, sahibi Derya bey bizimle gerçekten çok ilgilendi... Her kahvaltımızda bize eşlik etti, kendi eliyle hazırladığı reçeller, puding vs sundu. Otel tertemiz ve bakımlıydı, sağolsun bize rehberlik etti, yemek için onun tavsiye ettiği Vasilaki balık lokantasından da çok memnun kaldık...Sizlerede ben tavsiye ediyorum dolaylı yoldan:))))Adada çok farklı cafeler mevcut, benim en çok ilgimi Cafe at Lisa's çekti, sahibi Lisa adında Avustralya'dan gelip ömrünü Bozcaada'da geçirmek isteyen bir bayan. Bir akşamda burada birşeyler yemek istiyordumki otel sahibimiz bizi uyardı, "yemeğinizde kıl tüy ne ararsanız çıkabilir hayvanlarını yemek hazırlama kısmınada sokuyor" diye zaten bizim otele yürürken hep oradan geçiyorduk benim Otel sahibinin lafıyla iyice ilgimi çekince epey incelemeye aldım, çalışanlar bir enteresan, bir gariplik var, kediler köpekler cafede her istediği yere yayılabiliyor...Bayağı bir bohemmm :)))) Bu derece yüksek dozu kaldıramadım:))) Offf lafı yine uzatıyorum gereksiz ayrıntılarla, bu huyumdan kurtulamıyorum:(((( hem sana ne Lisa'mıymış neymiş, neden bu derece meraklısın yaaaa!!!:)) Bu arada temizlik lezzet arıyorsanız Çiçek pastanesini öneririm, damla sakızlı kurabiyeleri ün salmış ve  yemeden Bozcaada'dan dönmeyin derim:)) Aylar boyu yaz tatili için diyet, plates ler yaptıktan sonra tatilde istediğimiz gibi götürmeyi hakediyoruz değil mi????:))))

 
Bozcaada kalesinin hikayesi çok enteresan ilk olarak ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı bilinmiyor. Finikeliler, Cenevizler ve Venedikliler tarafından kullanılan kale, bugünkü görünümüne 2. Mahmut döneminde kavuşmuş. Çok tatil yerinde bir kale vardır bilirsiniz ama bu cidden çok şirin, tombul gövdesiyle bana çizgi filmlerdeki kale görüntülerini anımsattı:) Gidip görürseniz bana hak vereceksiniz, ayrıca Eyvah Eyvah'ı izlemişseniz fotodaki sağdaki deniz kenarı çay bahçesi filmde geçen yer..O filmi çok eğlenerek izlemiştim ve filmde geçen mekanlarıda merak etmiştim :)


Ayazın ayazı Ayazma plajı:))) Yahu manzara çok güzelde cidden çok rüzgarlı...Rüzgarı üşütebiliyorki biz aşırı sıcaklarda ordaydık, ona rağmen suyu soğuk geldi ve rüzgarı çoktu. Birde ben normalde bronzlaşmaya çok meraklı olmama rağmen güneşten tansiyonum düşer ve pek güneşte kalamam, ilk deniz çıkışı ısınıp kurumak için 5-10 dk kalır sonra gölgeye geçerim.Ama Ayazma'da denizden nasıl üşümüşsem kendimi güneşe teslim ettim, yatıyorum yatıyorum ısınmıyorum tam güneşin kavurucu sıcaklığını hissediyorum birden ayazı rüzgarı:) başlıyor yine serinlik hissediyorum derken öğlen güneşinde kaptırıp yatıverdim!!! Tüm vücuduma da dedim madem güneşte rahatça kalabiliyorum Jojoba yağı süreyim...Çok uyanığım ya sıcaktan fenalaşmadan solaryumdan çıkmış gibi olacağım derken akşamına her yerim fosur fosur kabardı. Hemen eczaneye gittik meğer güneş allerjim varmış!!!!Merhem vs verildi sonrada korkumdan pek  duramadım, güneş faslım böylece sona erdi:(((( Ahhh ahhh ne bahtsızım güneş sefasıda süremeyecekmiyim bundan böyle!!! Tek tesellim zaten tenimin buğday olması:(((

Bu fotodaki yer Paşa Restaurant...Ayazma plajında üstteki yol kenarında sıralanmış bir dizi şirin yer var, ben yemek için en şirinini seçtim ve fotoladım:)) Eski dikiş makinesi, daktilo ne bulmuşlarsa restorant kenar çeperine dizmişler ,çok yaratıcı bir fikir!!, birde çalan müzik cidden ortamı dahada güzelleştiriyordu.



Bu fotoyu dolmuştan çektim:)) Cesur Yürek filmini eminim herkes izlemiştir, orada Mel Gibson'ın buğday başaklarına gün batımındaki parlak güneşle dokunma sahnesi vardı, sadece bir sahne ve müzik beynimde aynen canlandı...O sahnedeki yere benzettim ve hemen fotoğrafını çektim:))) Gerçi buğday başakları yerine çektiklerim sadece kurumuş yabani bir ot cinsiydi sanırsam ama neyseee, orasını boşverin:)))

Bereketli üzüm bağları, zaten adada üzüm dışı birşey yetişmiyormuş öğrendiğim kadarıyla, iyice bereketlensin, bol bol çıksında biz güzelim şaraplarımızın keyfini çıkaralım:)))))


Arnavut kaldırımlı şirin ötesi Bozcaada sokakları

Talay şarapları satış mağazası




Bahsettiğim cool Polente cafe!!! Boş gözüktüğüne bakmayın akşam tıklım tıklım oluyor:))

Otel giriş basamaklarındaki kedicikler yandada taştan uğur böcekleri...

Bendeniz ve meşhur ayakkabı:))))İlla giyeceğim derken sokaklarda cebelleşme hallerim:)))


Ve dönüş, her gidişin bir dönüşü vardır....Farklı duygular içerisinde oradan ayrıldım, hatta bir ara annem bahsetmişti  babamın bir tanıdığı orada bağ almaları için ısrar etmiş ,anneme dedim alsak mı acaba? Bir anda nasıl aklıma yattı anlatamam, sabah 8.00 akşam 18.00 hızlı ve yorucu robotik mesai yaşamımdan sıyrılıp ada yaşamına geçsem ne güzel olurdu.....Hemen hayallere daldım, yemyeşil bağlar içerisinde bir butik otel, bir taraftan bereketli üzüm mahsüllerinden şarap zengini olmuşum, butik otel dediysem Asmalı Konak kıvamında:)))) Bende Sümbül hanım gibi kurulmuşum koltuğuma :))))Gelen giden misafirlerle (müşteri demiyorum dikkatinizi çekerim:) gayet sosyal bir yaşam, akşamları şarap eşliğinde dostlarla uzun yemekler vs...Bir yandanda adada sanatsal yağlı boya resim aktivitelerimi gerçekleştiriyorum, sergi salonunda sergim falan oluyor ,kokteyller falan, sanatçı dostlar:)))


Ne yazıkki bu hafta tek post'umu koyabiliyorum ancak...:( Çünkü bugün akşam yine yolcuyuz, bu son tatil, iyi değerlendirmek gerek, sonra 1 sene boyunca pinekleyeceğiz yerimizde maalesef:((( Bu sefer rotamız Çeşme olacak!!! Bu sefer fazlasıyla eller havaya yapabiliriz:)))) Topuklularımı rahatça bavula atabilirim:)))) Kendinize çok iyi bakın, sizde tatil rota neresi olursa olsun keyfini çıkarın, sıcak ve bol tatilli günler sizin olsun:))))))

LAME

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...